Anasayfa                   

07.04.2007

Trabzon’u Üniversite Değil Ama Göçler Çok Değiştirdi
Trabzon’u Üniversite Değil Ama Göçler Çok Değiştirdi 7 Nisan Cumartesi günü Trabzon Eğitim Kültür Sanat Deneği’nin düzenlediği Prf. Dr. Gülsün Sağlamer, Prf. Dr.Sezer Ş. Komsuoğlu’nun katıldığı ve Gazeteci Abbas Güçlü’nün yönettiği Bir Kent İçin Üniversite Ekonomik değer mi, Toplumsal Fayda mı?” panel oldukça keyifli bir ortamda geçti.

Açılış konuşmasını Dernek Başkanı Seyfi Ebaş’ın yaptığı panele çok sayıda dinleyici katıldı. Seyfi Ebaş açılış konuşmasında şunlara değindi:

Özelikle son yıllarda kentimizin üzerinde dolaşan kara bulutları bir nebze de olsa dağıtmak için çabalıyoruz. Bu çabalarımız Trabzon şehini katillerin şehri olarak görmek ve göstermek isteyenlere de bir yanıt niteliğini taşıması açısından son derece önemlidir. Bizler bu ve benzeri çalışmaları yaparken Trabzon katil yetiştiren şehir değil aydın yetiştien bir şehirdir mesajını vermek istiyouz.

KonuşmacılarBu iddiamızın canlı bir örneği bugünkü konuşmacılarımızdır. Panelimizin profesör ünvanına sahip olan konuşmacılarının profesör bir başka özelliği de hepsinin Trabzonlu olmasıdır. Onlarla gurur duyuyoruz.

Mütevazı imkanlaına ağmen yaptığı faaliyetlerle Trabzon dernekleri arasında haklı bir ünvana sahip bir dernek olarak bize Trabzon’u öğretmenleri, sanatçıları ve kültür etkinlikleri ile anlatmak yakışırdı. Trabzonsporun kentin bütün moral ve ekonomik değerlerini emdiğini ve kente artık zarar vermeye başladığını da ifade eden Erbaş bunun yerine eğitim ve sosyal hayatı canlandıracak konular ikame edilmelidir. Bizler de bu ve benzeri çalışmalala Tabzon markasına hak ettiği değeri vermekten son derece mutluyuz. Trabzon şehrinin bir eğitim ve kültür neferi olarak çalışan derneğimize verdiğiniz desteklerden dolayı hepinize teşekkür ediyorum.

Gazeteci Abbas Güçlü’nün Tabzon insanının özeleştiri kültüründen daha fazla yararlanması gerektiğini belirterek şu ifadelerde bulundu:

Sayın başkanın konuşmasında şikayetçi olduğu Polat Alemdar göüntüsünü verip vermemek sizin elinizde ola bir şey. Siz nasıl davanıyorsanız basın da onu yansıtıyor. Bundan dolayı basına kızmak doğu değil. Ben Trabzon şehrine belki hepinizden daha sık giden biriyim. Her gittiğimde karşılaştığım şey aynı. Tabzonlular birlik olamıyor. Dernekler ve vakıflar aynı amaç etrafında toplanamıyor. Bunun en canlı örneklerinden biri de kurulmaya çalışılan ve yılan hikayesine dönen vakıf üniversitelerinin halidir. Kentin de KTÜ’ye sahip çıkmadığını ve bunun da kent adına son derece büyük bir kayıp olduğunu belirterek yaptığı açılış konuşmasından sona konuşan İTÜ eski ektörü ve European Universities Association (Avrupa Üniversiteler Birliği) üyesi Prf. Dr. Gülsün Sağlamer Türkiye’deki üniversiteler ile Avrupa’daki üniversiteler arasında farka dikkat çekerek. Tük üniversitelerinin bunca kısıtlı imkan içinde aslında mucizeler yarattığını belirtti. Türk ünivesitelerinin akademik personel, araştırma ödeneği ve alt yapı eksikliği olduğunu da vugulayan Sağlamer yeni açılacak üniversiteleri de bu sorunlar bekliyor. Bütün bu sorunlara rağmen prensip olarak özel veya resmi üniversitelerin desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. KTÜ’nün yıllar içerisinde bu hale getirildiğini de belirten Sağlamer kent ve üniversite bundan çok daha fazlasını hakediyor. Ama oradaki akadaşlaın da elleri kolları bağlı diyerek KTÜ’den bir yetkilinin de bu panelde olması gerektiğinin altını çizdi.

Şehir adına yapılacak en önemli şeyin kentin sosyal paydaşlaının bir araya gelerek çalışma guruplarında projeler üetebilecğini ve kente bir vizyon çizmeleri olduğunu da kaydeden Sağlamer bu sayede üretilen projelerin hayata geçebilecğini belirtti.

Son konuşmacı Prf. Dr.Sezer Ş. Komsuoğlu ise konuşmasında şu görüşlere yer vedi. KTÜ’nün kurulduğu yıllarda son derece nitelikli bir ünivesite iken özellikle 1980 den sona hızla irtifa kaybetmiş ve şimdiki duruma gelmiştir. Gümrük kapısının açılması ile büyük bir fırsat yakalayan şehri yönetenler ordan gelen fuhuş ticaetini bahane ederek bu imkanın da önünü kapamıştır. Trabzon Denizi kullanamıyor. Denizini kullanamadığı için doğusundaki gümük kapısından da yararlanamıyor. Çay, fındık ve mısır gibi üç yeşil üününe bel bağlayan bir kent nasıl olur da kalkınır? Kent kalkınamayınca, ortaya çıkan sorunlardan dolayı KTÜ"yü suçlamak haksızlıktır.

TÜ aslında bir ihtisas üniversitesi olarak Kafkasyadaki tüm ülkelerin öğrencileri için cazibe merkezi haine getirilmedi idi. Maalesef bu fırsat iyi değerlendirilemedi.

Hükümet ve YÖK gibi sorunu bulunan bir ünivesiteden mucize beklenmemesini üniveristenin görevini yerine getirdiğini esas sorunun şehrin yapısını değiştien göç sorunu olduğunu belirtti. KTÜ’nün şehirden kopuk olduğuDernek Başkanı Seyfi Erbaş iddiasına da katılmadığını beliten Komsuoğlu şöyle devam etti: Tabzon şehrinin sosyo kültüel yapısı bozumuştur. Kentin e önemli sorunu budur. Sosyal yaşam he geçen gün bağnazlaşmış ve kent bu hale gelmiştir. Artık kadın ve erkeklerin denize beraber girdiği Tabzon bî hayal olmuştur.

Özellikle 1980 den sona şehirdeki göç hareketleri eğitimsiz ve kent yaşamından uzak bir kitlenin şehre akın etmesine neden oldu. Bu kitlenin en belirgin özelliklerinden biri de tarikat etkisi altında kalan kişiler olmaları idi. Taşımalı eğitimle köy okullarının kapandığını imamlık mesleğine saygı duymakla ve onlara da ihtiyacımız olmakla beraber köylerin imamlara teslim edildiğinin altını çizen Komsuoğlu esas sorun bu anlayıştır. Keşke eskisi gibi köylerde imamlarımız gibi öğretmenlerimiz de bulunsa idi. Her ikisi de bize lazım” dedi.

KTÜ’de tek tip akademisyenin barınabildiği ve dışarıya kapalı bir üniversite havası verdiği yönündeki bir soruya Komsuoğlu şöyle yanıt vedi: Bu sounlar ortada iken KTÜ’ye suç bulmak doğru değildir.

Konuşmaların ardından soru cevap kısmında da oldukça keyifli ve ilginç tartışmalar yaşandı. Kapanışta söz alan dernek başkanı Seyfi Erbaş şu sözlerle paneli kapadı: Ülkenin ve toplumun öncüsü olan öğretmenlerimizden toplumsal olaylar karşısında bir başöğretmen ve lider sıfatı ile ortaya çıkıp insanları sükünete ve aklı selime davet etmelerini bekliyor ve özlüyoruz. Bu misyon çalışkan ve başarılı Trabzonlu kadın olarak en çok ta saygıdeğer hocalarımıza yakışır.

3 saat süren panelin sonunda katılımcılara Dernek başkanı Seyfi Erbaş tarafından Trabzonlu ressam Bedri ahmi Eyüboğlu’nun birer tablosu hediye edildi.

22.01.2007


      Trabzon Fikir Kulübü, Hrant Dink cinayetiyle Trabzon’un yan yana anılmasına karşı. Seyfi Erbaş, hükümete, “Trabzon kentine sanayi götürün, iş götürün, başı boş gezen, boşlukta olan gençleri bu girdaptan kurtarın” çağrısı yaptı.

İstanbul’daki Trabzonlu karşı çıktı

      Trabzon Fikir Kulübü Kurucu Üyesi ve Beşiktaş Trabzonlular Dernek Başkanı Seyfi Erbaş, kentin menfur bir cinayetle ilişkilendirilmesinin tesadüf olmadığını ve Trabzon’un bilerek karanlığa sürüklenmek istendiğini söyledi.
Hrant Dink’in öldürülmesiyle birlikte tekrar Trabzon gündemine gelen Trabzon için İstanbul’daki Trabzonlular tepki gösterdi. Dernek Başkanı Seyfi Erbaş, TAYAD olayları, Rahip Santoro cinayeti ve ardından gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesiyle Trabzon’un gündeme gelmesini eleştirerek şöyle konuştu:
“İstanbul’da yaşayan Trabzonlular olarak, bu tür olaylarla Trabzon’un gündeme gelmesini kabul etmiyoruz. Tüm bu olaylardaTrabzon’dan figüranlar seçilmesinin nedenlerini bilmiyoruz. Ancak, kentteki derin işsizlik ve bu işsizliğin sonuçlarını yaşadığımızı düşünüyoruz. Kent, uzun yıllardır sosyo-ekonomik ve de kültürel olarak geriye gidiyor. Eski Trabzon yok. Bunun yanında değişen demografik sirkülasyonlarla kent kendine yabancılaşmıştır. İktidarla menfaat ilişkisini kuran azınlık için sorun yokken Trabzonlu fakirleşmiştir. Aileleri çaya, fındığa, tütün çemberinde sıkıştırılan çocuklar, kendilerini sokağa ve internet kafelere atıyor. Boşluktaki bu çocukları illegal bir takım örgütleri kullanmak da kolay hale geliyor.”

Trabzon valisi daha etkin olsun

      Beşiktaş Trabzonlular Dernek Başkanı Erbaş, Trabzon’un yaşadığı derin travmadan Trabzon dışında yaşayan Trabzonluları sorumlu tutarak, “Trabzon dışında yaşayan Trabzonlular olarak ilk biz suçluyuz. Kent dışına yatırım yaparken Trabzon’u unuttuk. Bunun yanında üniversite de üzerine düşeni yapmamaktadır. Trabzon kent dokusu bozuluyor ama oradaki sivil toplum örgütleri değişimin farkında değil. Bunun yanında, kente hakim olması gereken valiliğin Trabzon’u yönetme noktasında eksik kaldığını düşünüyoruz. Kent dinamiklerinin harekete geçmesini bekliyoruz. İstanbul’daki Trabzonlular olarak, artık kentin kendisine dönmesini bekliyoruz” şeklinde sözlerini tamamladı.

      Siyaset bilimci ve yazar Nuray Mert, Trabzonlu olarak gelinen sürecin memnun olmadığını ifade ederek, “Trabzon’da bir şeyler oluyor ama ne oluyor bunu bilmiyoruz. Kentin bir an önce o eski kent kimliğiyle anılmasını istiyoruz” diye konuştu.

Beşiktaş Trabzonlular Derneği’ndeki basın açıklamasına çok sayıda dernek başkanı ve gazeteci de katıldı.


09.03.2006


Belediye Başkanı, Trabzon Fikir kulübünde konuştu: "Trabzon önemli bir çekim merkezidir"

      Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu, İstanbul'da faaliyetlerine başlayan "Trabzon Fikir Kulübü"nün düzenlediği "Trabzon bir şehir"di adlı panelde konuşarak Trabzon'un önemli bir çekim merkezi olduğunu söyledi..Canalioğlu, "Trabzon 24 saatin hızlı yaşandığı bir kent. Tabela nüfusuna bakıp aldanmayın. Kentin gündüz yaşayan nüfusu 450 bindir. Son dönemde yaşanan olaylar Türkiye'nin hemen her yerinde yaşanmaktadır. Trabzon'daki asayiş kayıtları ülke genelinin üstünde değildir" dedi.. Panelde Fikir kulübü kurucu üyesi Seyfettin Erbaş, Yazar Nihat Genç, Edebiyatçı Sunay Akın, Mimar Fikret Mazlum ve Yazar Muhammet Çakıral da Trabzon ile ilgili bilgiler verdiler..
© 2007, www.trabzonfikirkulubu.com